🇹🇷 Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, Çanakkale

2024

Bu vatan, bu devlet kolay ayakta kalmadı. Tarih derslerinde belki de işlenmesi gereken en önemli detay her zaman atlanıyor ve çocuklarımıza, gençlerimize Türk devletinin hep var olduğunu anlatmıyoruz. Anlatım tarzı devletin yıkılıp tekrar kurulduğu şeklinde oluyor ve bu yanlış. Osmanlı Devleti’inin ardından, Türk devleti yeni dünya düzenine ayak uydurarak yönetim biçimini değiştirmiş ve cumhuriyet yönetimine geçmiştir. Fakat bu geçiş öyle kolaylıkla olmamış ve devletimizi bölüp vatan topraklarımızı ele geçirmeye çalışan, işgal için gelen yabancılarla çetin mücadelelerle geçmiş. Bu çetin mücadelenin en sert geçen yerlerinden Çanakkale’e, bastığımız toprakların neden vatan olduğunu anlamaya gidiyorum.

Çanakkale sadece bir gezi noktası değil, işinin ehli güzel insanlardan, orayı bilen insanlardan dinlenerek gezilmesi gereken bir nokta. Çok severek takip ettiğim ve çok kıymetli hocam Dr. Ahmet Anapalı ile gittim Çanakkale’yi görmeye.

Çanakkale’e ise ulaşımımız büyük devletimizin nadide eserlerinden Kuzey Marmara otoyolundan, yeni Çanakkale otoyoluna bağlanıp yine güzel eserlerimizden 1915 Çanakkale Köprüsü üzerinden vardık şehir merkezimize. Şehir merkezinde kısa bir tur, Troya efsanesinin anlatımının ardından devam ettik gezimize. Çanakkale şehir yapısı açısından çok tatlı bir şehir, boğazın iki yakasına serpilmiş, boğaz üzerinde hızlı ve çabuk seferler yapan vapurlarıyla şehir hiç durmuyor. 1915 Çanakkale Köprüsü ile bu nadide boğaz ise taçlanmış adeta.

Merkezdeki gezimizin ardından harika bir mimariye sahip ve bence modern Türkiye’nin en güzel müze mimarilerinden birisi olan Troya Müzesini ziyaret ediyoruz. Bu güzide şehrin antik çağlardan beri ne kadar kıymetli olduğunu öğrenip, Troya antik kentinin her bir katmanını dinleyerek devam ediyoruz. Troya antik kenti özellikle yabancı turistlerin çokça ilgisini çekiyor, şahsen çok ilgiimi çekmese de toprağın neler sakladığını görmek insanın şu dünya hayatının milyarlarca yılı içerisinde ne kadar kısa bir ömür sürdüğünü ve dert edindiği her bir şeyin ne kadar da minik olduğunu hissettiriyor. Evrende zaten minik hissederken, zaman boyutunda da kısacık bir zaman diliminde yer aldığımız görmek; ne kadar aciz olduğumuzu gösteriyor.

Çanakkale savaşı tek bir bölgede değil, boğazın her bir yanına yayılmış bir şekilde çok çetin geçmiş bir savaş. Savaş sadece suyun üzerinde veya karada değil, hem havada hem deniz altında hem de toprağın altında lağımcıların toprak altı tünellerinde savaşlarıyla da yeryüzünün her alanında sürmüş çok çetin bir savunma. Bölgenin birçok alanına girmek yasak ve tavsiye edilmiyor, şehitlerimizin değerli naaşları ve onlardan kalanlar toprağın her bir tanesine işlemiş; nereden ne bulunacağı belli değil. Toprağın her bir karışı şehitlerimiz ile tanışmış onları yüreğine basmış. Savaşın çetinliğini birazcık da olsa hissettirebilmek adına yine modern Türkiye’nin değerli ve güzel deneyim müzelerinden birisi olan Alçıtepe 1915 Siper müzesine gittik ve siperde yer almanın nasıl bir ruh hali olduğunu az da olsa hissedebildik.

Gezi boyunca Ahmet Anapalı hocamız bunca zamandır yanlış bildiğimiz, yanlış anlatılanları düzelterek değerli bilgilerini bize aktardı. Çanakkale tarihi alanını, savaşın yayıldığı her bir bölgeyi Osmanlı’nın zamanında buraya yaptığı savunma önlemleri ve yatırımlarıyla, Abdülhamit’in yıllar önce burada patlak verebilecek bir dünya savaşını ön görüp önlemler almasının bu kıymetli savunma da ne kadar önemli olduğunu her detayıyla hissederek tamamladık gezimizi.

Vatan ucuz değil, vatan kolay korunmadı, vatan kolay elde edilmedi. Fakat günümüzün görsel ve işitsel bilgi paylaşımında, gençlerimize yalnızca kitaplar okutarak; okul sıralarında bu savunmanın görkemini anlatarak vatanın kıymetini öğretemeyiz. Vatan toprağının her bir karşına adım attıkça daha güzel, kıymetli insanlarının hoşgörüsünü ve güler yüzünü gördükçe daha huzurlu, her bir güzelliğine şükür ettikçe daha bereketli oluyor.

Kısa kısa

  • Troya müzesini ve Alçıtepe 1915 Siper müzesine mutlaka gidin
  • Çanakkale merkezine birkaç saatinizi ayırın dinlenin ve güzel havasını mutlaka hissedin
  • Kendi başınıza geziyorsanız buraların tarih ve değerini anlamak biraz zor olabilir ama tek başınıza da mutlaka gezin