Gerek iş gerek gezmek olsun birçok defa İsviçre’ye gidip farklı mevsimlerinde gezmek, orada bulunmak fırsatım oldu. Güzel bir sakinliği var bu ülkenin, aslında çok hareketliler, yolları trenleri hiçbir zaman durmuyor ve sürekli insanlar bir yerden bir yere gidiyorlar fakat trenlerde dört kişilik koltuklarda tek başınıza öğlen yemeğinizi yerken, güzel yeşillikler arasında süzülen trenin bir anda gölün yanından geçişini gördüğünüzde, dağların tepesinde yavaş yavaş tutan kar beyazlığı ile kartpostallık görüntü eşliğinde varıyorsunuz nereye gidecekseniz.
Henüz bu mevsimlerde şehirde pek kar yok, ama kar soğuğu ve ayazı var. İsviçre’de sık uğradığım duraklardan Zug’uma bir iş seyahati oldu bu gezi ama arkadaşlarımdan birinin naif ve keyifli bir hediyesiyle birlikte, İsviçre’nin en neşeli kenti Luzern’e seyahat fırsatım oldu!
Luzern’e daha önce geldiğimde de bir festivale denk gelmiştim, festival olduğundan bi’haber şehre vardığımda keyifli birkaç gün geçirme fırsatım olmuştu. Yine Luzern, yine festival! Şehirde pek müze, tarihi eser olmadığı için seyahat rehberlerinin çokça ıskaladığı bir bölge burası, her İsviçre şehri gibi doğal güzelliği olan bir göl kıyısına kurulmuş bu güzel şehir, belki de turistik bu eksikliğini en güzel şekilde gidermiş, her ay bir başka festival ile şehir hep hareketli, eğlenceli ve neşeli.
İlk geldiğim zaman da çok beğendiğim bu şehirde bu sefer ışık festivaline (LiLu) geldik ve eski İsviçre evinde keyifli bir akşam yemeği ile günübirlik güzel bir rota oldu.
İsviçre yüzey alanı olarak çok da büyük olmayan ama arazisi çetrefilli bir ülke ve gerçekten çok çalışarak bu ülkenin her köşesine en güvenli ve konforlu ulaşım yolu olan treni yerleştirmişler. Zug’dan 20 dakikalık konforlu bir tren yolculuğu ile vardık Luzern’e ve gece çok geç saatte bile olsa rahatlıkla döndüm evime. Luzern’e tekrar hayran kalarak ve çok eğlenerek.
Hareketliliğin içinde sakinlik ve huzur sağlıyor İsviçre, en kalabalık noktasında bile sıkışmış ve bunalmış hissetmiyorsunuz, beş dakika yürümeyle en sakin noktaya kaçabiliyor, 20 dakikalık konforlu bir tren yolculuğu ile bir dağın tepesindeki orta çağdan kalma yeşillikler arasında bir köye gidebiliyorsunuz, üstelik gece geç saatlere kadar rahatlıkla takılıp yine treninizle rahatlıkla evinize dönebiliyorsunuz. İster az nüfus denilsin, ister gelişmişlik, fakat insanların birbirlerinin alanlarına saygılı olduğu ve bu sınırlara göre hareket ettiği, yatırımların ve altyapının yapılırken önce insan düşünülerek tasarlandığı her noktada huzur ve güvenlik kendiliğinden oluşuyor zaten. Bu ortamın içinde bir şehrin halkı her ay şehirlerinde eğlenceli festivaller düzenleyip turistleri havalimanına uzak bir noktaya, ayaklarına kadar çekip, eğlenebiliyorlar.
Kısa Kısa
- Festivallerde Luzern’de konaklama yeri bulmak zor olabilir, çevre şehirlerden trenle rahatlıkla git-gel yapabilirsiniz
- Luzern’de gezilecek çok yer yok, internet sitesinden festivallere bakıp hoşunuza giden bir tarihi denk getirebilirsiniz
- Eğer uzun bir İsviçre rotasındaysanız, Luzern’den Interlaken’e (veya tersi) rotasındaki efsane tren rotasını mutlaka yapın, yine seyahat rehberlerinin ıskaladığı ilk turistik tren rotası ve Bernina treninden kat be kat güzel