Otomobilin merkezine doğru, hız sınırı olmayan bir yolculuk, emniyet kemerlerini takıyor ve yola çıkıyoruz, hedef Güney Almanya!
Avrupa’da, özellikle Almanya’da araba kullanıyor olmak, o güzel, hız sınırı olmayan ücretsiz otobanlarını hissetmek ve oraya teker değdirmek hayallerimden bir tanesiydi. Hamdolsun ki bu gezimde nasip oldu, karlı kış gününde güzel bir Almanya rotası. İlk hedef otomobilin başkenti Stuttgart’a, Mercedes’in müzesine oldu. Aynı şekilde Mercedes’in komşusu Porsche’e de bir ziyaretin ardından şehrin keşfine geldi sıra.
Stuttgart tam bir sanayi kenti, her köşesinde bunu hissetmek mümkün. Mercedes ve Porsche’nin o güzel büyük müzelerinde güzel otomobillerin her birine temas edebilmek, yarış araçlarının binlerce kilometrenin ardınan üzerlerine sinmiş yağ ve yakıt kokusunu her bir köşesinden hissedebilmek, kimi araçlara binebilmek ve bu güzel teknolojik gelişmenin, günümüzde bize özgürlüğü getiren bu icadı tarihi ile birlikte keşfetmek çok keyifli. Rotanın devamında hazır buralara kadar gelmişiz deyip BMW’nin de müzesini ziyaret amacıyla Münih kentine geçtim, hem Alman otobanlarının tadını çıkartmak hem de bu BMW kentini de görmek istedim. E hazır buralara kadar gelmişken, Avusturya Salzburg’a gitmekten bizi alıkoyan nedir diyerek hiçbir hız sınır olmayan bu yolda aracın sınırlarını zorlayarak bu keyifli kenti de keşfettim. Almanya’ya göre dondurucu bir soğuğu olan Salzburg’da kısa bir şehir turunun ardından döndüm Münih’e.
İnternette önüme çıkmayan, fakat popüler de olan rüya gibi bir yere gitmek nasip oldu, haritada öylesine keşif yaparken. İsviçre sınırında yer alan, masallardan çıkma bir şato Neuschwanstein! Karlar altında tam masallardan çıkma keyifli ve tatlı bir yerdi, araçla gelmek kolay fakat toplu ulaşım ile kışın yolculuk nasıl olur bilemiyorum. Şatonun içerisine girmek çok gerekli değil fakat dışından o güzel manzarayı seyre doyum olmuyor, karlar altında.
Almanya’da araç kullanırken kaç kilometre yol aldığını anlamak zor oluyor. Haritalardan yol tarifi aldığımda 40 dakika mesafede gözüken yer, İstanbul trafiğinin verdiği alışkanlıkla yakınmış dedirtiyor fakat Almanya’nın 1 dakika eşittir 1 kilometre mantığı ile en az 40 kilometre yol alınıyor. Yolların sakinliği, insanların trafikte ahlaklı sürüş yapması ve sıkıştırmaması bu uzun mesafeleri kısaltıyor ve eve döndüğünüzde hiç stres olmadan, yorgunluk hissetmeden bir sonraki güne hazırlanılabiliyor.
Bu yolculukta, bize özgürlük kazandıran, gece geç saatlerde de olsa güvenle evimize dönmemizi sağlayan, ayağımızı yerden kesen, yeni yerleri özgürce, istediğimiz anda ve zamanda keşfetmemizi sağlayan bu otomobil icadını bulanlara tekrar tekrar teşekkür etmek geldi içimden. Araba kullanmak benim için bir terapi gibi olmuştur her zaman, tek başına, düşüncelerin ve yol… İstanbul’un keşmekeşinde çok mümkün değil ama, Şile, Beykoz ve Garipçe yolları bunun için biçilmiş kaftan adeta.
Kısa Kısa
- Almanya yolları tamamen ücretsiz, Avusturya da bir günlük vinyet alınabiliyor
- Bütün otobanlarda hız sınırsız değil bunun bölgeler belirlenmiş, genelde Güney Almanya tarafında sınırsız yol daha çok bulunuyor
- Araç kiralama çok kolay, teslim sırasında arabadan önce önemli olan sizsiniz
- Yakıt ücretleri Türkiye’deki gibi sabit değil, aynı bölgede farklı istasyonlarda çok ciddi fiyat farkları olabiliyor
- Almanya’da navigasyonda rota alırken, zamana değil kilometreye bakın, İstanbul alışkanlığını bırakın
- Trafikte hata yapabilirsiniz, hemen ceza yazma veya sizi sıkıştırma durumu olmuyor, sakince bekleyin, gideceğiniz yöne sinyalinizi yakın ve elbet size yol verecekler, yabancı olduğunuzu anlayabiliyorlar 😊