🇮🇶 Dededen kalma miras, Irak

2026

Aklımızda savaş, yokluk, insanlık dramı ve işgal ile yer edinmiş bahsedilirken, birçok problemin ve sorunun kaynağı olarak görülen fakat tarihine bakıldığında bir çok medeniyetin ilk kurulduğu, Fırat ve Dicle nehirlerinin bereketiyle hep hareketli hep insanın var olduğu yörelere; Irak’a, başkentine yani Bağdat’a doğru gitmek aynı zamanda İslam tarihi açısından da çok önemli olayların yaşandığı bu topakları görmek hissetmek ve tarihi bir de yerinde dinlemek üzere çıktım yola.

Yaptığım birçok rotada, haberlerde ve medyada anlatılandan çok daha farklı olduğunu gördüm gittiğim her noktada. Kimi zaman hep güzel olarak yansıtılan yerlerin aslında kamera arkasında ne kadar kötü olduğunu, kameralara kötü olarak yansıtılanların ise ne kadar güzel olduğunu gördüm. Bunun en çarpıcı örneği benim için İran olmuştur hep. Bağdat’a da benzer bir beklentiyle gittim fakat hem işgalin hem savaşların hem de insanların birbirlerine olan zulümlerinin yorgunluğu sebebiyle tam ortasını buldum. Ne anlatılmayan kadar güzel ne de anlatılan kadar kötü…

Bu yazımda kötüye çok değinmek istemiyorum, zor zamanlar atlatmış zor yöreler, elbet bir gün toparlayacaklar fakat daha önlerinde çok yol var. Ben aslında Irak’ı çok anlayamadığımızı anlatmak istiyorum. Bu topraklar tarih boyunca büyük olaylara ev sahipliği yapmışlar. İslam tarihinde bugünümüzü çok derinden etkileyen olayların temelleri de aslında bu topraklarda atılmış. Bugün İslam coğrafyasını bir noktada oldukça etkileyen Şii ve Sünni ayrımının başlangıç mihengi burası. Hz. Ali’nin devlet başkanıyken şehit edildiği, Hz. Hüseyin’in yine şehit edildiği ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) soyundan gelen nicelerinin ya eziyetler gördüğü ya da şehit edildiği yöreler burası. Öldüren de ölen de müslüman, devamında intikam için yanıp tutuşan da sulh yolunu arayan da müslüman. O zaman alınan bir karar ve yapılan bir eylemin bugünkü yansımasını görmek, kelebek etkisi denen olayın en canlı örneği belkide.

Bu topraklar bir çok alimi de yetiştirmiş, İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam Hanbeli türbeleriyle birlikte hep buradalar, Abdulkadir Geylani hazretleri; keza Abbasiler döneminde komutan olarak gelip daha sonra ilim ehli olup torunlarının Osmanlı’ya kadar uzanmış olan nice Türk komutanların, alimlerin de kabirlerini burada bulmak, makamlarını ziyaret etmek mümkün. Allah hepsinden razı olsun.

Bu topraklarda hala çetin şartlar hakim, sınıfsal farklılık hat safhada, ya var ya da hiç yok ne yazık ki ortası yok. İşgal sırasında her gecesinin “Arınma Gecesi” filmindeki gibi geçen uzun yılların içerisinde can ve namus telaşıyla insanlar bitap düşmüş durumda. Sünni ve Şii ayrımının büyük tuzak ve oyunlarla çok çetin geçtiği, tarihten bu yana problemleriyle yorulmuş bir toplum. Yerden çöpünü temizlemeye hali yok…

İnsan düşünmeden edemiyor, şükretmeden duramıyor buraları gördükçe. Hiç tanımadığı sokağındaki komşusuna bile şükreder hale geliyor, şükür için birçok sebep bulabiliyor. Dedelerimiz, ceddimiz için ne kadar şükretsek az, fethettikleri hiçbir toprağa zulüm götürmemişler. İslamı yayarken gönülleri fethetmeyi gaye edinmişler ve devamı gelmiş. Özellikle Irak olmak üzere hangi toprağa adım atsam Türkiye’den geldiğimi duyan, bilen bir tebessüm ve samimiyet ile açıyor kapılarını, misafir etmeye çalışıyor. Bu, öncelikle devletimin bugünü hem de ceddimin gönüllere yerleştirdiği o muhabbet ile mümkün oluyor. Önce Hz. Ali’yi korumayıp yanında olmayıp şehadetine neden olup daha sonrasında pişmanlık nidalarıyla Hz. Hüseyin’e de ihanet edip şehadetine neden olup ardından Peygamber Efendimiz (s.a.v)‘in soyundan gelen her bir kimseye, iktidarlarına zeval gelmesin niyetiyle eziyetler eden, topraklarında yeşeren İmam-ı Azam gibi nice alimleri yıllarca fetvaları nedeniyle falakalarda, hapishanelerinde cezalandıran dedelerinin derdini çekiyor belki de torunları.

Alemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamd olsun. Beni böyle güzide topraklarda, gönüllere temas etmeye bilen dedelerimin torunu yapıp, huzurlu ve güzel bu memleketimde yarattı. Her karışına her anına ne kadar şükretsek az. Devletsizliği, başı boşluğu, eziyeti, işgali ve savaşı yerinde görmeden bunların değerini anlamak imkansız, televizyon ekranlarından insanların katledilişini izlemek manasız, yerinde görmek, zamanla duyarsızlaşan kalpleri tazelemek ve daha çok şükretmek gerekiyor.

Kısa Kısa

  • Kuzey Irak, özerk bir bölge, gezinize bu noktaları dahil edecekseniz farklı problemlerle karşılaşabilirsiniz
  • Türbelere, mescidlere girerken arama noktaları var. Kadın ve erkek ayrı noktalarda birbirlerinden ayrılarak aranıyor, erkeklerin aranması rahat fakat kadınları çok detaylı ve rahatsız edici arıyorlar
  • Mescidlerde ve türbelerde kadın nüfusu çok yoğun, ayrılan aran da biraz daha küçük olduğu için izdihama yakın yoğunluk olabiliyor, erkek kısmı rahat
  • Hijyen değerlerinizi biraz hafifletmeniz gerekecek, başka türlü zor
  • İnsanların çoğu Türkiye’de bulunmuş yaşamış ve çoğu Türkçe biliyor ama anlamamazlıktan gelebilirler
  • Tur ile gitmek, toplu hareket etmek gereken bir yöre, bireysel için görece güvenli fakat tur ile birlikte hareket etmek en sağlıklısı
  • Abdulkadir Geylani hazretlerinin, İmam Azam Ebu Hanife’nin türbelerini TİKA yenilemiş durumda. Viran durumdaki İmam Hanbeli’nin türbesi ise yine buradan giden Türk kafilelerin yardım ve destekleriyle kısa bir sürede toparlanmaya başlamış